SİNOP

Denizin içine doğru uzanan büyük bir burun üzerine kurulu Sinop Karadeniz’in en güzel liman kentlerinden biri. Kuzeye doğru iyice sivrilerek Boztepe Burnu’nu oluşturan yarımada, hem Karadeniz’in hem de Anadolu’nun en kuzey noktası olan İnce Burun ile sonlanıyor. Boztepe Yarımadasının kuzeybatısında yer alan Akliman ile güneydoğudaki iç liman, eski tarihlerden beri denizcilerin barınak yeri.

Sinop Turistik Yerleri

Sinop

Sinop Tarihi

Sinop‘un tarihteki ismi konusunda iki farklı öykü varsa da kentin eskiden Sinope adıyla anıldığı düşüncesi daha çok benimseniyor. İlk yerleşim izleri Tunç Çağı’nda başlayan Sinop’un tarihi, MÖ 7. yüzyılda kurulan Helen kenti ile belirginleşmeye başlıyor.

Sinop’ta ilk yerleşim izleri Neolitik Çağ’a kadar uzanıyor ancak bilinen tarihi MÖ 7. yüzyılda burada koloni kuran Yunan göçmenleri ile başlıyor. MÖ 6. yüzyılın ortalarında Persler’in egemenliği başlıyor, ardından gelen Pontus yönetimi MÖ 70 yılında Romalılar tarafından sonlandırılıyor. Sinop’taki Roma hakimiyeti, imparatorluğun ikiye ayrıldığı MS 395’de sona eriyor ve kent bizans sınırları içinde kalıyor.

Bizans ile birlikte önemini kaybeden ve küçülmeye başlayan Sinop, 13. yüzyılda Trabzon Rum İmparatorluğu tarafından ele geçirilyor. 1262 yılında Selçuklu Veziri Süleyman Pervane komutasındaki ordular kenti hem karadan hem denizden kuşatarak ele geçirirler ve Sinop’ta Türk dönemi başlar.

Süleyman Pervane ile başlayan Pervane Beyliği’ni, Candaroğlu ve İsfendiyaroğulları izler. Fatih Sultan mehmet’in 1461 yılında Trabzon Rum Devleti’ne düzenlediği seferi, Sinop’tan da geçer ve kent Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılır.


Kale şehir, Sinop

Sinop Kalesi

Sinop Kalesi

Boztepe yarımadası üzerine kurulu kent, tarihi kale duvarları arasında yaşayan tipik bir kale şehir. Farklı görüşler varsa da kalenin ilk kez M.Ö. 7. yüzyılda Yunanlı göçmenler tarafından inşa edildiği görüşü ağırlıkta. Kale tarihi Helenistik dönem ile başlıyor ve Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı’dan izler taşıyor. Sürekli onarım gören kaleye, 13. yüzyıl, Selçuklu döneminde bir iç kale ekleniyor. Toplam sur uzunluğu neredeyse 3 bin metreyi bulan kalenin duvar kalınlıkları 8, yüksekliği ise 30 metreyi buluyor.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde yazdığı 6 kapısından yalnızca iki tanesi ayakta bugün; Kumkapı ve Lonca Kapısı.

Sinop Alaaddin Camii

Sinop Alaaddin Camii Tepeden Görünüm

Alaaddin Camii
13. yüzyılda, Selçuklular tarafından Sinop’un ele geçirilmesinden hemen sonra inşa edilen Alaaddin Camii, Erken Türk Cami mimarisinin tipik örneklerinden. Candaroğulları ve Osmanlı döneminde ciddi onarımlar geçirse de 1850 yılında büyük kubbesi yıkılınca minberi de kırılıyor. Minber parçaları bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Çinili Köşk de sergileniyor. Dikdörtgen planlı, beş kubbeli yapı, taş işçiliği ve avlusunun ortasındaki şadırvanı ile dikkat çekiyor.

Paşa Tabyaları, Saat Kulesi ve Pervane Medresesi

Yarımadanın güneydoğusunda, 19. yüzyılda, Rus  ordularıyla çarpışan Osmanlıların, denizden gelecek saldırıları önlemek amacıyla yaptıkları tabyalar bugün turizme hizmet veriyor. Yarımadanın güneydoğusunda, yarım ay biçiminde yer alan Paşa Tabyaları, 11 top yatağı, mahzenler ve cephanelik bölümlerinden oluşuyor.

Sinop Saat Kulesi

Sinop Saat Kulesi

Sinop Kalesinin doğu surlarındaki burcun üzerinde yükselen Saat Kulesi ise Cumhuriyet dönemi yapılarından. Düzgün kesme taşlarla örülmüş kare şeklindeki kuleye burcun batısında bulunan merdivenlerle çıkılabiliyor.

1262 yılında Selçuklu veziri Süleyman Pervane tarafından yaptırılan medresenin görkemli bir giriş kapısı, geniş bir avlusu,  çeşmesi ve avlu etrafında dizilmiş 16 küçük odası var. Dönemin taş işçiliğine iyi bir örnek oluşturan Pervane Medresesi bugün yöresel el sanatları çarşısı olarak hizmet veriyor.

Sinop’un müzeleri

Kent merkezinde yer alan Sinop Müzesi’nde sergilenen eserlerin tarihi M.Ö.  3 binli yıllardan  yani Tunç Çağından başlıyor, 19. yüzyıl Osmanlı dön evine kadar ulaşıyor.

Sinop açıklarında batan teknelerden çıkan amforalardan oluşan geniş bölümün yanı sıra en önemli eserleri arasında 19. yüzyıl ikonalarından oluşan muhteşem bir koleksiyon ile Serapis Mabedi sayılıyor.

1853 Osmanlı-Rus savaşı sırasında şehit düşen Osmanlı askerleri için yapılmış şehitlik de Müze bahçesinde yer alıyor.

Sinop’un yöreye özgü etnografik eserleri ise Aslan Torunlar Evi olarak bilinen Sinop Etnografya Müzesi’nde sergileniyor.

Sahiller

Başta romatizma olmak üzere çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılan ve gerçekten de siyah renkli bir kumsaldan oluşan Karakum Plajı, kent merkezinin birkaç kilometre uzağında…

Kentin batı kıyılarında 7 kilometrelik bir kum şeridi oluşturan Akliman, Karadeniz’in en uzun plajlarından sayılıyor. Genişliği yer yer 20 metreyi bulan kumsalda herhangi bir yapı ya da turistik tesis bulunmadığı için doğasıyla baş başa kalabilmiş ender sahillerden biri.

Şehir merkezine 11 kilometre mesafede bulunan Hamsilos Koyu, yalnızca Sinop’un değil Doğu Karadeniz’in en muhteşem doğal oluşumu. Küçük bir göle ya da minyatür bir fiyorta benzetilen bu benzersiz köşe, aslında Deveci Deresi ağzında yer alan bir deniz girintisi. Karada oluşan çökmeler nedeniyle yer altında kalan Deveci Deresi sularının denizle karışması bu ilginç görüntüleri doğurmuş. Koyun bulunduğu bölge, Hamsilos Tabiat Parkı olarak günübirlik ziyarete açık tutuluyor ve doğal sit alanı olarak korunuyor. Anadolu’nun en kuzey noktası Sinop ili kıyılarındaki inceburun üzerinde yer alıyor. Anadolu topraklarının Karadeniz’e doğru uzandığı en kuzey ucunu oluşturan bu çıkıntı, 42°06′ kuzey enlemi ve 34°58′ doğu boylamında yer alıyor. Sertleşmiş lav tabakalarından oluşan volkanik bir yüzeye sahip toprak dik kayalıklarla denize iniyor. Sinop’a 27 kilometre uzaklıkta olan burnun üzerinde 1863 yılında yapılmış İnceburun Feneri yer alıyor.

Devam edecek…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Scroll Up